MAKALELER

UEFA ve CAS Kararlarının Ülkemize Etkisi

  • Makaleler
  • >
  • Spor Hukuku
  • >
  • UEFA ve CAS Kararlarının Ülkemize Etkisi

Spor camiamızda 3 Temmuz Süreci olarak belirtilen ve ülkemizin köklü klüplerinin ve yöneticilerinin şike, teşvik ve suç işeme amacıyla örgüt kurma suçlarından yargılandığı ancak temyiz sürecinin devam ettiği bu davalarda UEFA kendi yargılamasını yapmış futbol takımlarımıza maddi ve manevi sonuçları çok ağır olan cezalar vermiştir. Yapılan duruşma neticesinde Beşiktaş JK 1 yıl, Fenerbahçe SK ise 2+1 yıl Avrupa Kupaları’ndan men edildi. Ömür boyu futboldan men edilmesi talep edilen yönetici ve antrenörlerin ise ceza oranlarının belirlenmesi için ek rapor talep edildi. Bu ek rapor talebi şahısların cezalarının belirlenmesi amacıyla UEFA tarafından istenmiş olup şahısların ceza almayacağına ilişkin bir ipucu içermemektedir.

 

İç hukuk yolları devam ederken UEFA'da kendi yargılamasını yürütmüş, 3 Temmuz 2011 tarihinde başlamış olup İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2 Temmuz 2012 tarihinde verdiği karar ile ilk derece yargılaması açısından neticelenmiştir. İlk derece yargılaması devam ederken kendi yargılamasını yapa TFF tabir-i caizse soruşturmada verdiği kararlar ile UEFA'nın bugün verdiği kararların bir numaralı sorumlusu haline gelmiştir.

 

UEFA'nın içtüzüğü olarak adlandırabileceğimiz ve temiz futbol kurallarının yer aldığı tüzüklerde şike, teşvik ve doping konularında UEFA kesinlikle taviz vermemiş teşebbüs hali bile şike, teşvik ve doping yapılmışçasına ceza verileceği hükme bağlanmıştır. Basit bir örnek vermek gerekirse bir futbolcunun doping muayenesinden kaçması dahi doping yapması ile eş tutulmuş ve minimum 6 ay futboldan uzaklaştırılması yaptırımına bağlanmıştır. Avrupa Futbol Federasyonlar Birliği'nin  bu tavizsiz tutumu TFF'ye oldukça yabancı gelmiş ve bu nedenle algılanamamıştır. UEFA'nın şike ve teşvik suçlamalarında genelde yaptığı şey yerel futbol federasyonunun kendi soruşturmasını beklemektir ÜLkemizde yürütülen süreçte de UEFA bunu yapmış ve TFF'den kendi soruşturmasını neticelendirmesini istemiştir. Bundan cesaret alan TFF Futbol Disiplin Talimatı’nın 58. maddesini değiştirerek UEFA’nın kabul etmeyeceği “Şikenin ancak sahaya etki halinde cezalandırılması” ilkesini getirmiştir. Bu ilke Sayın Başbakanımız tarafından da UEFA Genel Kurulu’nda dile getirilmiş ancak o dönem UEFA Başkanı Platini ile Genel Sekreteri İnfantino tarafından mevzuat gerekçe gösterilerek dikkate alınmamştır. lkemiz federasyonu yürüttüğü soruşturma neticesinde UEFA'nın asla kaul etmeyeceği olan şike ve teşvik de teşebbüs aşamasında kalındığından bahisle klüplere ceza vermemiştir. Tabii bu arada Etik Kurulu’nun iki farklı rapor verdiğini de hatırlatmakta fayda var.  Bu karar üzerine devreye giren UEFA TFF’den mahkeme kararlarıda ekli olmak üzere bütün dökümanları “Türkçe” olarak talep etmiştir. Bu dökümanların çevirisini kendi üstlenen UEFA’nın sırf bu hareketi dahi TFF’ye güvensizliğini göstermektedir. UEFA tarafından yürütülen soruşturma ve yapılan duruşma neticesinde yukarıda belirttiğimiz yaptırımlar ortaya çıkmıştır.

 

TFF'nin tabir-i caizse içler acısı süreç yönetimi neticesinden UEFA'nın bu tür kararlar alması biz Spor Hukukçuları için asla sürpriz olmamıştır. Zira yerel mahkeme kararından sonra suçlamalar adeta unutulmuş ve hiçbirşey olmamış gibi hareket edilmeye başlanmıştır. Ancak UEFA kararlarının biraz takip eden bir sporsever dahi UEFA’nın böyle bir şeye izin vermeyeceğinin farkındadır. Burada Spor Hukuku açısından tartıştığımız kararların doğruluğu veya yanlışlığı değildir zira henüz açıklanan bir gerekçeli karar yoktur. Altını çizmek istediğimiz nkta yapılmak istenen şark kurnazlığının nasıl feci olaylara yol açtığıdır.

 

UEFA tarafından Fenerbahçe SK’ya verilen 2+1 yıllık cezanın uygulanmasında belirtmek istediğimiz bir nokta da aslında verilen ceza 2+1 değil 3+1 yıl olduğudur. Zira Fenerbahçe SK şampiyon olduğu 2010-2011 yılından sonra UEFA kararı ile Şampiyonlar Ligi’nden men edilmiştir.  Normal şartlarda bu hususunda verilecek cezadan mahsup edilmesi gerekmektedir. Buna rağmen UEFA’nın verdiği kararda bu konuya değinilmemesi mahsubun yapıldığını varsayımına ulaşmamızı düşündürtmektedir. Ancak mahsup yapılmaması gibi bir bariz hata mevcutsa bu hususa da derhal dikkat çekilmesi gerekmektedir.

 

UEFA tarafından verilen karara 3 gün içerisinde itiraz mümkündür. UEFA Tahkim Kurulu biran önce bu itirazı değerlendirerek yeni bir duruşma günü kararlaştıracak ve tahmin etmek gerekirse 15 Temmuz haftasında bir karar verilecektir. UEFA Tahkim Kurulu’nun Fenerbahçe SK’nın 2011 yılında Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesini de dikkate alarak Fenerbahçe SK’ya verilecek cezada bir indirime gideceği kanaatindeyim. Tahkim Kurulu kararının ardından ise kulüplerimizin başvurusu halinde CAS süreci başlayacaktır.


Başlık : UEFA ve CAS Kararlarının Ülkemize Etkisi
İnceleyen : Av. Halil İbrahim ÇELİK
Tarih : 26.06.2013
Derece : 5.0
Yorum Yap
Ad Soyad: * E-mail Adres: *
Yorum: *