MAKALELER

Kesin ve Kesin Olmayan Evlenme Engelleri

  • Makaleler
  • >
  • Aile ve Şahıs Hukuku
  • >
  • Kesin ve Kesin Olmayan Evlenme Engelleri

Hukukumuz evlilik birliğine son derece önem vermektedir. Evliliğin her safhasında en ince ayrıntısına kadar inmiş; evliliğin sağlam yapılar, sağlam temeller üzerine oturmasını amaç edinmiştir. Bunu da yaparken evliliğin Türk toplumunda ki önemi ve değerinin yanı sıra evlilik birliğinin toplumun en küçük sosyal yapısı olan aileyi oluşturmasından dolayı evliliğe önem vermiştir. Bunun için evliliğin ilk adımı olan nişanlılıktan başlayarak belirli kriterler getirmiştir. Evlilik hazırlığında, evlilik sırasında ve evlilik sonrasında olmak üzere ayrı ayrı kriterler getirmiştir. Bunlardan bazıları da evlenme engellerdir. Evlenmek isteyen bir kişinin sadece evlenmek istemesi veya evlenme erginliği bulunması o kişinin evlenmesi için yeterli değildir. Bunların yanında kanunumuz toplum yapısına paralel olarak belirli sınırlamalar getirmiştir. Bunlar ikiye ayrılmaktadır. Kesin evlenme engelleri ve kesin olmayan evlenme engelleri olmak üzere. Kesin evlenme engelleri evlenmeyi mutlak butlanla sakat kılarken, kesin olmayan evlenme engeli ise evliliğin geçerliliğine bir etki yapmaz.

 

Kesin Evlenme Engelleri:

 

Kanunumuz kesin evlenme engellerinde ilk olarak hısımlık makamını saymıştır. Hısımlıkta kan hısımlığı, kayın hısımlığı ve evlatlık ilişkisinden doğan hısımlık olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Kan hısımlığın da evlenme engelimiz altsoy ve üstsoy arasında sınırsız derecede evlenme engeli vardır. Tüm alt ve üstsoylarımız arasında ne kadar uzağa giderse gitsin evlenme yasağı vardır. Bunun yanın da kardeşler arasında da kesinlikle evlenme yasağı vardır. Böyle bir evlenmenin herhangi bir şekilde var olması onun geçersiz olacağı sonucunu doğurur. Yeşilçam filmlerinin klasik sahnesi olan ‘’Durun! Siz evlenemezsiniz; çünkü kardeşsiniz.’’ repliği doğru bir hukuk kuralını toplumumuza öğretmiştir. Kardeşlerin evlenmesinin yasak olması sadece ana-baba bir kardeşleri kapsamaz. Ana bir ya da babası bir olan kardeşlerin evlilikleri de yasaktır. Kardeş evlenmesinin yasak olmasının yanı sıra amca, dayı, hala ve teyze ile yeğen arasında da evlenme yasağı vardır. Yani üçüncü derecede ki yansoyumuza kadar evlenemezken dördüncü derecede ki yansoyumuzdan itibaren evlenme yasağı ortadan kalkar. Bunun en yakın gelen örneği amca çocuklarının, hala-dayı çocuklarının evliliğidir. Üçüncü dereceye kadar kan hısımlarının evlenmesinin yasak olmasının sebebi hem ahlaki hem de tıbbi sebeplerdendir. Üçüncü dereceye kadar evlenen kişilerin eğer çocukları olursa bu çocuklar büyük oranlarda ciddi tıbbi rahatsızlıklarda meydana gelmektedir. Bunlardan olacak olan çocuklarda tıbbi sorunlarla meydana geleceği için nesillerin sağlıksız olması gündeme gelmektedir. Bu da bir toplum için istenmeyen bir durumdur.

 

Kayın hısımlığı ise evlilik birliği kurulmasından sonra ortaya çıkan bir kurumdur. Diğer eşin akrabaları öteki eşinde akrabaları olmaktadır. Kayın hısımlığı bir kez meydana geldi mi bir daha sona ermez. Evlilik birliği bitse dahi evlilik birliği içerisinde kayın hısımı olan kişiler halen diğer eşin kayın hısımıdır. Fakat evlilik birliği bittikten sonra boşanılan eşin kan hısımlarına yeni bireyler eklenirse bu diğer eş için evlilik birliği içerisinde olmadığı için kayın hısımı olmaz ve evliliğin geçersiz olmasına sebep olmaz. Kayın hısımlığında evlenme engeli sadece eşlerden biri ile diğerini altsoyu arasındadır. Diğer hısımlar arasında evlilik açısından sıkıntı yoktur.

 

Hısımlığı oluşturan üçüncü unsurumuz evlatlık ilişkisidir. Evlatlık ilişkisi kurulması ile evlenme engelleri gündeme gelir. Evlatlık ilişkisi ile birlikte Hukukumuz bu ilişkiyi normal aile ilişkisi olarak gördüğü için burada da evlenme engelleri saymıştır. Evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasaktır. Kan hısımlığı ile kurulan evlilik birliğine nazaran daha az kısıtlama vardır. Buna rağmen bunlar arasında herhangi bir evlilik ahlaki açıdan doğru olmayacağı için hukukumuz bunu yasaklamış ve kesin evlenme engeli olarak saymıştır.

 

Kesin evlenme engellerine sebep olan ikinci durumumuz önceki evliliktir. Türk hukuk modern hukuk sistemini benimsediği günden beri kendini revize etmeye başlamıştır. Bu evlenme engeli de bu sebeple meydana gelmiştir. Tek evliliği (monogami) benimseyen hukuk sistemimize göre ikinci evliliğini yapmak isteyen kişilerin ilk evliliklerini sonlandırmış olması gerekmektedir. Eşlerden biri evlenme sırasında evli olursa eğer yapılan ikinci evlilik mutlak butlanla sakattır. İkinci defa evlenmek isteyen kişi birinci evliliğin sona erdiğini ispat etmekle yükümlüdür. Ölüm, gaiplik veya boşanma ile sona ermişse ilk evlilik hepsinin farklı ispat durumları vardır.

 

Üçüncü kesin olan evlenme engelimiz ise akıl hastalığıdır. Akıl hastaları kanunumuz açıkça hükmüne göre evlenmelerine tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler. Akıl hastalığının derecesi burada önemlidir. Bir akıl hastalığı eğer ayırt etme gücünü ortadan kaldırıyorsa onun evliliği zaten yasaktır. Hiçbir şekilde evlenemez. O kişiler evlilik kurumunun sağlıklı yürümesini ve önemini kavrayamayacak durumda oldukları için hukukumuz onların evliliklerini yasaklamıştır. Bu husus ayırt etme gücünü ortadan kaldırmayan akıl hastalıkları içindir.

 

Kesin Olmayan Evlenme Engelleri: Kesin olmayan evlenme engelleri evlenmenin öncesinde yahut evleneme sırasında anlaşılırsa eğer evlilik işlemi yapılmaz. Ancak bu engeller evlilik birliği kurulduktan sonra anlaşılırsa ve gün yüzüne çıkarsa evlilik birliğinin geçerliliğine etki etmez. Burada ki temel husus evlenme öncesinde bu engellerin anlaşılmasıdır. Evlendirme memuru bu engelleri anladığı takdirde bu evliliği gerçekleştirmemelidir; lakin her nasılsa bu evlenme gerçekleşmişse de normal bir evlilik gibi hüküm ve sonuçlarını doğurur.

 

Kesin olmayan evlenme engellerinde ilk kriterimiz bekleme süresidir. Bu engel sadece kadın açısından önemlidir ve sadece onun için konulmuştur. Evlilik sona ermişse kadın evliliğin sona ermesinden itibaren üçyüz gün geçmedikçe evlenemez. Bu süre ilk evliliğin resmi bitiş tarihinden itibaren başlar. Buna rağmen kadın üçyüz günlük süreyi beklemeden evlenmişse bu evlenme geçerliliği korur. Bu hükmün konulmasının amacı soybağı karışıklıkları ortadan kaldırmaktadır. İkinci evlilik sırasında bir çocuk meydana gelirse bu üçyüz günlük süre içerisinde soybağı çatışması yaşanmaktadır. Fakat dediğimiz gibi bu husus kesin evlenme engeli değildir. Kadın ilk evliliğinin bitiminden sonra resmi sağlık kurumlarında hamile olmadığına dair bir belge aldığı takdirde üçyüz günlük süreyi beklemeden ikinci evliliği yapabilir. Bu üçyüz günlük süre kadının eski kocası ile tekrar evlenmek istemesi dahiliğinde de kalkar ve aranmaz.

 

Kesin olmayan evlenme engellerinde ikinci kriterimiz bazı bulaşıcı hastalıklardır. Medeni kanunumuzda hastalıklar bakımından sadece akıl hastalığı sayılmış olmasına rağmen Umumi Hıfzısıhha Kanununda(Genel Sağlığın Korunması Hakkında Kanun) belli başlı bazı bulaşıcı hastalıklar sayılmıştır. Bu kanuna göre frengi, belsoğukluğu, yumuşak şankr ve cüzam hastalığına müptela olanların iyileştikleri yada sirayet tehlikesinin geçtiği hekim raporu ile belgelenmediği sürece evlenemeyecekleri belirtilmektedir. Ancak bu hastalıklara rağmen yapılan evlilikler geçersiz olmaz. Geçerliliğini korurlar.

 


Başlık : Kesin ve Kesin Olmayan Evlenme Engelleri
İnceleyen : Av. Tuğsan YILMAZ
Tarih : 03.03.2014
Derece : 5.0
Yorum Yap
Ad Soyad: * E-mail Adres: *
Yorum: *