MAKALELER

Hukuki Bir Olgu Olarak Nişanlanma Ve Nişanlanmanın Sonuçları

  • Makaleler
  • >
  • Aile ve Şahıs Hukuku
  • >
  • Hukuki Bir Olgu Olarak Nişanlanma Ve Nişanlanmanın Sonuçları

 

      Eski Türk topluluklarından günümüze kadar sosyal birliğin en önemli unsurunu oluşturan aile kavramı, genellikle, evlenmeye hazırlık niteliğinde olan ve evlenme yükümlülüğü ile yardımlaşma, dayanışma, sadakat mükellefiyetlerini içinde barındıran ‘’nişanlanma’’ ile somut bir görünüm kazanmaya başlamaktadır. Hukuki olarak nişanlanma ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 118. maddesinde belirtildiği üzere kişilerin birbirlerine evlenmeyi vaat etmeleriyle gerçekleştirdikleri bir olgudur. Türk toplumundaki örf adet ve geleneklerden yola çıkıldığı üzere nişanlanmanın, kız isteme, yüzük takma gibi birtakım prosedürlerden sonra gerçekleşeceği düşüncesi varsa da hukuki açıdan nişanlanma, tüm bu kültürel alışkanlıklardan bağımsız olarak tarafların birbirlerine evlenmeyi vaat ettikleri anda gerçekleşmiş olur. Kanunda nişanlanmanın kurulması için tarafların evlenme vaatlerini birbirlerine sözlü veya yazılı irade beyanlarıyla ya da açık veya örtülü kabul iradeleriyle ortaya koymaları bir önem arz etmemekte olup bu sözleşmenin kurulması bakımından kurucu nitelikte olan kabul beyanları herhangi bir şarta bağlanmamıştır. Yine kanunda tebarüz edildiği üzere nişanlanma, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermeyeceği gibi tarafların nişanlanma ile evlilik yükümlülüğü altına girmeleri de ‘’evlenme mecburiyeti’’ şeklinde algılanmamalıdır: Yani taraflar nişanlandıkları için evlenme sonucuna zorlanamazlar ve istedikleri an nişanlanmaya yönelik beyanlarından vazgeçme özgürlüklerine sahiptirler. Nişanlanma, tarafların vazgeçme yani hukuki olarak bozma olarak adlandırılan sebebin dışında evlilik, nişanlılardan birinin ölmesi ya da gaipliği, nişanlanmanın cinsiyet değişikliği, sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksunluk, taraflar arasında evlenmeye engel olan sebeplerin ortaya çıkması gibi imkansızlık durumunda ya da iki tarafın anlaşması sonucu nişanı bitirme gibi sebeplerle de sona ermektedir. Nişanlılığın sona erme sorunsalının hukuki neticesi olarak da maddi ve manevi tazminatlar ile hediyelerin geri verilmesi hususları ortaya çıkmaktadır.

 

Maddi Tazminat

 

      Maddi tazminat, Türk Medeni Kanununun 120. maddesi uyarınca nişanlılardan birinin haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişanın taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde talep olunabilen bir tazminat çeşididir. Maddede bahsi geçen haklı sebep ve taraflardan birine yükletilebilen nedenden kasıt ise kusur kavramıyla doğrudan ilişkilendirilmektedir. Buna göre maddi tazminat talebinde bulunulan taraf, kusurlu olmalı veya nişanı bozmasında çeşitli yargıtay kararlarında da konu edildiği üzere şiddet, ilgisizlik, aldatma, ilerde evlilik birliğini sarsacak kötü alışkanlıklar gibi haklı sebepler söz konusu olmamalıdır. Maddi tazminatın kapsamını ise evlenme amacıyla yapılan harcamalar ve katlanılan maddi fedakarlıklar ile aynı kuralın geçerli olduğu nişan giderleri oluşturur. Örneğin eğer bir nişan töreni yapılmışsa bu törende yapılan harcamalar, tarafların evleneceği zaman oturacakları ev kiralanmışsa bu konu için yapılan masraflar maddi tazminat kapsamına girer. Yine taraflardan biri evleneceği düşüncesiyle yaşayacaklarını kararlaştırdıkları şehre taşınmış, bunun için bir çok maddi olanaktan vazgeçmiş ve fazlasıyla maddi fedakarlığın altına girmişse bunların tazminini dürüstlük kuralları çerçevesinde uygun bir meblağ ile karşı taraftan talep edebilir. Tazminat istemeye hakkı olan taraf ise kusurlu olmayan tarafla birlikte tarafın anne ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de olabilir. Maddi tazminat talebi nişanın sona ermesinin üzerinden 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

 

Manevi Tazminat

 

     Manevi tazminat, nişanın bozulması sebebiyle kişilik hakkı ihlale uğrayan tarafça kusurlu olan taraftan uygun bir miktarda para ödenmesini istemesi sonucu ortaya çıkan bir tazminattır. Kişilik hakkının zarara uğramasına ise nişanın bozulma sebebiyle kişinin itibarının zedelenmesi, onurunun kırılması, psikolojik olarak bunalıma girmesi örnek verilebilir. Medeni Kanun manevi tazminatı yalnızca nişanlılardan kusuru olmayan ya da diğer tarafa göre daha az kusurlu olan tarafın isteyeceğini öngörmüş olmakta, tarafın anne ve babasına ya da onlar gibi davranan kimselere maddi tazminatta olduğu gibi bu hakkı tanımamaktadır. Yine burada nişanın bozma yoluyla sona ermiş olması maddi tazminatta olduğu gibi bir önkoşuldur. Manevi tazminat talebi nişanın sona ermesinin üzerinden 1 yıl geçmeden talep edilmelidir, aksi halde 1 yıl geçmekle birlikte zamanaşımına uğrar.

 

Hediyelerin Geri Verilmesi

 

     Hediyelerin geri verilmesinin talep edilebilmesi için, maddi ve manevi tazminattan farklı olarak nişanın bozma yoluyla sona ermiş olması şart kabul edilmemiştir. Nişan, evlilik dışında bir sebeple sona ermişse hediyeler geri istenebilir. Burada önemli olan nokta hediyenin veya hediyelerin nişanlılık sebebiyle verilmiş olması ve alışılmışıın dışında bir nitelik içermesidir. Örneğin taraflardan birinin diğerine doğumgünü nedeniyle verdiği hediye bu bağlamda değerlendirilemez. Nişanlıların birbirlerine veya anne ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından aynen geri istenebilir. Yani hediyelerin geri istenmesinde kusur mevzusu önemli olmamakla birlikte her iki taraf da söz konusu talebi gerçekleştirebilmektedirler. Şayet hediyeler aynen veya mislen iade edilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulur. Hediyelerin geri verilmesi konusunda kanun, bu talebi nişanın sona ermesinden başlayarak 1 yıllık zamanaşımını süresine tabi tutmuştur.

    


Başlık : Hukuki Bir Olgu Olarak Nişanlanma Ve Nişanlanmanın Sonuçları
İnceleyen : Av. Tuğsan YILMAZ
Tarih : 19.02.2014
Derece : 5.0
Yorum Yap
Ad Soyad: * E-mail Adres: *
Yorum: *