MAKALELER

Genel Boşanma Nedenleri

  • Makaleler
  • >
  • Aile ve Şahıs Hukuku
  • >
  • Genel Boşanma Nedenleri

 

Türk Medeni Kanunu’nu boşanma konusunda ikili bir ayrıma gitmiştir. Özel boşanma sebebi ve genel boşanma sebebi olarak boşanma nedenlerin ikiye ayırmıştır. Özel boşanma sebepleri genellikle kanunda belirtilen belirli hususların gerçekleşmesiyle oluşurken genel boşanma sebepleri olaydan ziyade olgulara bakar. Kanunda zikredilen olguların bir evlilik birliği içerisinde herhangi bir şekilde gerçekleşmiş olması dahi o boşanmaya sebebiyet verir. Kanunumuz genel boşanma sebeplerini 166. madde’de açıklamıştır. Bu maddenin başlığı olarak ‘evlilik birliğinin sarsılması’ konuşmuştur. Fakat bu madde de sadece evlilik birliğinin sarsılması değil diğer olgularda açıklanmıştır. Şimdi onları tek tek açıklayalım.

 

 

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: Bu durumda evlilik birliğinin sürdürülmesi eşlerden birince veya her ikisince beklenemeyecek derecede zedelenmişse boşanma davası açılır. Bu hususta hâkimin takdir yetkisi söz konusudur. Bu sebeple dava açılması kusura dayanan dava şekli değildir. Her iki eşin kusursuz olduğu durumlarda da bu dava eşlerin isteği üzerine açılabilir. Fakat kanunumuzda da belirtildiği gibi davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz etme hakkı vardır. Ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması biçiminde olmaması gerekmektedir. Bu hususta Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlar vardır. Şimdi onlardan birisine bakalım.

 

 

Hukuk Genel Kurulu 2009/13-175 E., 2009/209 K.

 

BOŞANMA, MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT VE YOKSULLUK NAFAKASI DAVASI

 

 

“ÖZET”

 

TARAFLAR ARASINDAKİ “ BOŞANMA, MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT VE YOKSULLUK NAFAKASI” DAVASINDAN DOLAYI YAPILAN YARGILAMA SONUNDA; B… 7.AİLE MAHKEMESİNCE DAVACININ BOŞANMA DAVASININ KABULÜNE, DAVALININ MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT VE NAFAKA TALEBİNİN REDDİNE DAİR VERİLEN 11.09.2007 GÜN VE 2007/200 E., 2007/31 K. SAYILI KARARIN İNCELENMESİ DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İSTENİLMESİ ÜZERİNE, YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİNİN 05.03.2008 GÜN VE 482-2788 SAYILI İLAMI İLE; (...1-DAVACI 03.12.2003 TARİHİNDE TANIK LİSTESİNİ SUNMUŞ, TANIKLARINDAN V. VE S.’Yİ DİNLETMİŞ DİĞER TANIK S.’İN DİNLENMESİNDEN VAZGEÇİLMİŞTİR. İKİNCİ TANIK LİSTESİ VERİLEMEZ. (HUMK.MD.274) BU NEDENLE 19.04.2007 TARİHLİ DİLEKÇEDE GÖSTERİLEN TANIKLARIN BEYANINA İTİBAR EDİLMEZ. TOPLANAN DELİLLERE GÖRE, BOŞANMAYA NEDEN OLAN OLAYLARDA EŞİNİ DÖVEN, HAKARET EDEN, EVDEN KOVAN DAVACI KOCA TAMAMEN KUSURLUDUR.

 

“İçtihat Metni”

 

 

*Türk medeni kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.

 



#öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.

 



*Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(tmk.md.166/2) 

 



#Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni sayılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

 



2-Türk Medeni Kanununun 174/1. Maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. Maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (mk.md,4 bk.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. 

 



3-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (tmk. 4 bk. 42,43,44,49) dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

 



4-boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (tmk. Md.186/1) geçimine, (tmk md.185/3) malların yönetimine (tmk. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (tmk.md.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (tmk.169). O halde dava tarihinden geçerli olmak üzere, herhangi bir işi ve geliri olmayan davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 185/3, 186/3 maddelerine uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

 



5-toplanan delillerden herhangi bir işi ve geliri bulunmayan davalı kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği sabit olmuş ve Türk Medeni Kanununun 175. Maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Davalı kadın yararına uygun miktar yoksulluk nafakası takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...) Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 



HUKUK GENEL KURULU KARARI




Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:


Yerel Mahkeme, ilk kararında davalı tarafından açılan ve reddine karar verilen boşanma davasına ilişkin E…. 2.Aile Mahkemesinin 2005/1596 esas 2006/489 karar sayılı ilamından bahsetmediği halde bozmadan sonra dosyaya ibraz edilen karar direnme kararına gerekçe yapılmıştır.

 

Bu durumda, Yerel Mahkemece direnme kararı olarak nitelendirilen temyize konu kararın, gerçekte bir direnme kararı değil, yeni bir hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.


Kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.



SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2.HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, 03.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Eşlerin Boşanma Hususunda Anlaşmaları: Kanun maddemizde ikinci olarak ifade edilen olgu budur. Anlaşma şeklinde boşanmaya kadar verilebilmesi için belirli şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu şartlardan ilki evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Bunun sebebi evlilikler yapılırken anlaşmalı evlilikler yapılmasını engellemek ve çok kısa süreli evliliklerin var olmasını engellemektir. Bunun yanında böyle bir süre tanınması eşlerin evlilik birliğinin ani bir kararla sona erdirmemelerini sağlamaktır. Bu süre içerisinde aldıkları karardan dönebilirler. Hukukumuz eşlerin evlilik birliği içerisinde kalmasını boşanmalarına tercih ettiği için böyle bir süre sınırlaması getirmiştir. Diğer bir şartımız ise eşlerin birlikte mahkemeye başvurması ya da bir eş, diğer eşin açtığı davayı kabul etmesidir. Önemli olan bir diğer şartımız ise hâkimin tarafları bizzat dinlemesidir. Burada hâkim boşanma kararının eşlerin kendi özgür düşünceleriyle verilip verilmediğini anlamak istemesidir. Eşler dava da avukat tarafından temsil edilseler dahi hâkimi eşleri dinlemek zorundadır. Bu dinlemenin mahkeme sırasında olması zorunluluğu yoktur. Başka bir esnada da hâkim eşleri dinleyebilir. Bu dinlemeler neticesinde hâkim boşanma isteğinin eşlerden birinin veya her ikisinin de özgür iradesine dayanmadığına hükmederse davayı reddeder. Anlaşmalı boşanma durumunda eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumuna ilişkin bir anlaşma yapmaları gerekmektedir. Bu anlaşmanın yazılı olması gerekmez, sözlü olarak da yapılabilir. Hâkim yapılan anlaşmanın hükümlerini beğenmez ise bu hükümleri değiştirebilir; ancak bu değiştirilen anlaşmanın eşlerden her ikisince de kabul edilmiş olması lazımdır.

 

Tüm bu hususlar sağlandığı takdirde hâkim başka hiçbir duruma bakmaksızın boşanmaya karar verir.

 

 

Ortak Hayatın Kurulamaması ya da Fiili Ayrılık: Bu olgu boşanma davası açılıp da boşanma kararı verilmemesine rağmen eşlerin evlilik birliğini sürdürememesi neticesinde oluşur. Burada mutlak olarak sona ermiş olan bir evliliğin zorla devam ettirilmemesi gerektiğinden böyle bir madde getirilmiştir. Önceden açılmış olup reddedilen boşanma davasının hangi eşin açtığı ya da açan eşin kusurunun derecesi önemli değildir. İlk açılan boşanma davasının üzerinden bu sebeple boşanılabilmesi için en az üç yıl geçmesi gerekmektedir. Üç yıllık süre ilk boşanma davasının reddine karar verildiği tarihten itibaren başlar. Bu üç yıl içerisinde de eşlerin ortak hayatı kuramamış olmaları aranmaktadır. Bu üç yıl sonrasında eşlerden biri yeni bir boşanma davası açmalıdır. Bu boşanma davasında hâkim başka hususlara bakmadan boşanmaya hükmeder. 


Başlık : Genel Boşanma Nedenleri
İnceleyen : Av. Tuğsan YILMAZ
Tarih : 02.03.2014
Derece : 5.0
Yorum Yap
Ad Soyad: * E-mail Adres: *
Yorum: *