MAKALELER

Evlenme Ehliyeti ve Engelleri

  • Makaleler
  • >
  • Aile ve Şahıs Hukuku
  • >
  • Evlenme Ehliyeti ve Engelleri

 

Evlilik; iki bireyin, hayatlarının geri kalan süresinde, ruhen ve bedenen hep birlikte olacağına söz vererek, temelinde aile kurma düşüncesini barındıran, insanları temel olarak diğer canlılardan ayrı tutan bir davranış biçimi şeklinde ortaya çıkan bir kurumdur. İnsanlık ve dinler tarihinden günümüz dünyasına uzanan bu kurum, her bölge ve ülkede farklı kurallarla geçerliliğini kazansa da temelinde kanunların uygun gördüğü şekle göre biçimlenmiştir. Türk Medeni Kanununa göre evliliğin geçerli bir evlenme olabilmesi ve hüküm ile sonuçlarını doğurabilmesi için kişilerin evlenme ehliyetlerinin tam olmasının yanı sıra evlenmeye dair kanunda sayılan engellerin bulunmaması şartı aranır. Buna göre Türk Medeni Kanununun evlenme ehliyeti ve engelleri, 124 ile 133.maddeler arasında düzenlenmiştir.

 

Bir bireyin evlenme ehliyetine sahip olabilmesi için aranan unsurların başında yaş mevzusu yer alır. Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak on yedi yaşın doldurulmasıyla evlenecek olan kişiler, yasal temsilcilerinin izni ile evlenmekte olup kişiler, kendi rızalarıyla ve serbest bir şekilde hareket ederek yalnız on sekiz yaşın doldurulmasıyla evlenebilirler. Kural olarak bu şekilde düzenlenen yaş hususunun bir de istisnası mevcut olup bu istisna da evlenecek olan kişiler arasında ancak olağanüstü ve pek önemli bir sebebin varlığı halinde hakimin kararı doğrultusunda on altı yaşın doldurulmasıyla da evlenmeye izin verme şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Eğer olanak varsa da hakim, bu karardan önce anne ve baba veya vasiyi dinlemektedir. Evlenme ehliyetinin yine diğer bir koşulu olarak belirlenen ayırt etme gücü, evlenecek olan kişilerde aranan başka bir özelliktir. Kanun, ayırt etme gücüne sahip olmayan bireylere ise evlenme olanağı vermemektedir. Yasal temsilcinin izni hukukun bir çok alanında önemli olduğu gibi evlilik ehliyeti konusunda da önem arz etmektedir. Kanunda küçükler ve kısıtlılar hakkında düzenlenen bu bahse göre, küçük ve kısıtlılar yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemezler. Ancak kanun, haklı bir sebebi olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciler karşısında küçük ve kısıtlılara mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Hakim yasal temsilciyi dinledikten sonra somut olayın koşullarına göre kişilerin evlenmelerine izin verebilmektedir.

 

Türk Medeni Kanununun 129. maddesinde düzenlenen hısımlık başlığı altında aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:

 

1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,

 

2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,

 

3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.

 

Örneğin dede ile torun evlenemeyeceği gibi, evlenip boşanmış eşlerden erkek olan boşandığı kadının annesiyle veya kızıyla evlenemez. Ancak boşanan kişilerin kardeşleri ile ilgili bir düzenleme mevcut olmadığı için kişiler eski eşlerinin kardeşleriyle evlenebilirler. Evlat edinen ile evlatlık arasında bulunan evlenme yasağına göre de evlat edinen evlat edindiği birey ile veya evlat edinen evlatlığın çocukları ya da eşiyle evlenemez, aynı kural evlatlık için de geçerlidir.

 

Evlenme engellerinin devamında kanun, bireylerin önceki evliliklerin sona ermiş olduğunun ispatını istemektedir. Yani yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğin sona ermiş olduğunu resmi belgelerle ispatlamak zorundadır. Gaiplik durumunda ise gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir ve ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.

 

Diğer bir ispat yükü ile yüklenen konu da kadın için bekleme süresidir. Soybağının karışmaması için kanunca düzenlenen maddeye göre evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Bu süre ise normal şartlarda bir bebeğin doğması için hesaplanan süreye göre belirlenmiştir. Üç yüz gün bekleme süresi kadının doğurmasıyla son bulur. Eğer kadın önceki evliliğinden gebe olmadığını ispatlarsa ya da evliliği sona eren eşler yeniden birbirleriyle evlenmek isterlerse mahkeme bu süreyi kaldırmaktadır. Kanun, akıl hastalığı başlığı altında yaptığı düzenlemede, akıl hastalarının evlenmelerinde tıbbi bir sakınca bulunmadığını resmi sağlık kurulu raporuyla kanıtlamaları durumunda evlenmelerine müsaade etmektedir.

 

Tüm bu hükümler çerçevesinde kişiler, evlenme ehliyetine sahipler ve evlenme engellerinden hiçbirine takılmıyorlarsa bu aşamada bir problemle karşılaşmazlar ve sonraki basamak olan evlenme başvurusu ve töreninin koşullarını gerektiği gibi yerine getirdikleri takdirde de geçerli olan bir evlenmeyi gerçekleştirmiş olurlar.

 


Başlık : Evlenme Ehliyeti ve Engelleri
İnceleyen : Av. Tuğsan YILMAZ
Tarih : 09.02.2014
Derece : 5.0
Yorum Yap
Ad Soyad: * E-mail Adres: *
Yorum: *