MAKALELER

Boşanmanın Mali Sonuçları

  • Makaleler
  • >
  • Aile ve Şahıs Hukuku
  • >
  • Boşanmanın Mali Sonuçları

 

Boşanmanın mali sonuçlarının üç çeşidi vardır. Bunlar: maddi tazminat, manevi tazminat ve nafakadır. Boşanma sonucunda tüm bu mali durumlardan yararlanmak için ilgili kişinin başvuruda bulunma şartı vardır. Hakim kendiliğinden bu hükümlere karar vermez.

 

 

Maddi Tazminat: Medeni Kanun madde 174’te açıklanmıştır. ‘’ Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.’’ Bu madde hükmünce maddi tazminat istemenin belli şartları vardır. Bunlardan ilki maddi tazminat isteyen eşin boşanma da kusurunun bulunmaması ya da daha az kusurunun olmasıdır. Kusuru neticesinde boşanmaya sebep olmayan eşten maddi tazminat isteminde bulunulamaz. Bu tazminat kanunun deyişiyle olan veya olması beklenen menfaatin ihlalidir. Boşanmanın neden olmadığı bir zarar için maddi tazminat isteminde bulunulamaz. Bu durum için haksız fiil koşulları uygulanmalıdır. Tazminat miktarı kanun maddesinin dediği uygun olmalıdır. Bu tazminat miktarına hakim takdir edecektir. Tazminatta bir zenginleşme aracı olarak görülemeyeceği için zararın hepsinin karşılanması gibi bir mecburiyet yoktur. Tarafların mali durumları ve boşanmada ki kusurlu halleri göz önünde bulundurulur. Maddi tazminat boşanma davasının içinde istenmese olabilir. Ayrı bir dava ile maddi tazminat isteminde bulunulabilir.

 

 

Manevi Tazminat: Bu uygulama da Medeni Kanun 174.madde de açıklanmıştır ve denmiştir ki: ’’ Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.’’ Manevi tazminat isteyecek kişinin aynı maddi tazminatta ki gibi hiç kusuru olmaması aranmamış kusurunun diğer eşe oranla daha düşük olması aranmıştır; ancak manevi tazminat isteyenin kusur bir indirim sebebi sayılabilir. Manevi tazminat talibe için bir kişilik hakkı ihlali gerekmektedir. Kişilik hakkının zedelenmesi, incinmesi durumunda manevi tazminata başvurulabilir. Manevi tazminatı düzenleyen maddeye göre hakim tazminatı para olarak belirlemelidir. Paradan başka bir şeye hakim tazminat olarak hükmedemez. Aynı maddi tazminat gibi manevi tazminatında boşanma davası ile birlikte açılma zorunluluğu yoktur. Boşanma davasından ayrı bir dava olarak açılması mümkündür.

 

 

Yoksulluk Nafakası: Medeni Kanun madde 175: ‘’ Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.’’ Kanun yoksulluk nafakası istemini talebe bağlı tutmuştur. Yoksulluğa düşen eşin bu talepte bulunması gerekmektedir yoksa hakim re’sen yoksulluk nafakasına karar vermez. Boşanmanın diğer mali sonuçlarında olduğu gibi bu durumda da bu istemin boşanma davası ile birlikte olması zorunluluğu yoktur. Boşanma davasından ayrı bir davanın konusu olabilir. Yoksulluk nafakası istemi içinde isteyen eşin hiç kusuru olmaması değil daha az kusur olması aranmıştır. Kendisinden nafaka istenen eşin kusurlu olmasına gerek yoktur. Nafaka isteyen eşin yoksulluğa düşüp düşmediği somut olaya göre hakim tarafından karar verilir. Yoksulluk nafakası miktarının bu nafakayı ödeyecek eşin mali durumu dikkate alınarak belirlenmesi esastır. Nafaka istenen eşin ödeme gücü yoksa nafakaya karar verilmeyebilir. Yargıtay’ın da benimsediği üzere eşler kendi aralarında yoksulluk nafakasının miktarına karar verebilirler. Yoksulluk nafakası talebi boşanma davası ile birlikte açılmışsa boşanma davasına bakan mahkeme görevli mahkemedir; ancak boşanma davasından farklı bir dava ile isteniyorsa görevli mahkeme nafaka isteyen eşin yerleşim yeri Aile Mahkemesidir. ( Medeni Kanun md. 177)  Yoksulluk nafakası isteminin herhangi bir süre sınırı yoktur. Boşandıktan sonra istenildiği her vakit bu talepte bulunulabilir.

 

 

Tüm bu mali durumlarla ilgili Yargıtay’ın verdiği kararlar vardır. Aşağıda örnek olarak onlardan biri verilmektedir.

 

 

Hukuk Genel Kurulu 2009/2-73 E., 2009/118 K.

 

KARŞILIKLI BOŞANMA

 

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT

 

YOKSULLUK NAFAKASI

 

“İçtihat Metni”

 

Taraflar arasındaki “Karşılıklı boşanma, maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1.Aile Mahkemesince davacı-kaşı davalının açmış olduğu boşanma davasının kabulüne, maddi-manevi tazminat ve nafaka davasının kısmen kabulüne, davalı-karşı davacının açmış olduğu davanın reddine dair verilen 13.07.2006 gün ve 2005/672 E., 2006/768 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 13.11.2007 gün ve 2006/19890 E.,2007/15584K.sayılı ilamı ile; 



(...1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kadının tüm, davalı-davacı kocanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.



2-Tarafların tesbit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran * davacı-davalı kadın yararına hükmolunan manevi tazminat çoktur.



Türk Medeni Kanununun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Borçlar Kanununun 44. ve 49. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK.174/2) takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.



3- Toplanan delillerden davacı-davalı kadının geliri ve malvarlığı olduğu ve bunların onu yoksulluktan kurtaracağı sabittir. Bu sebeple kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri doğru bulunmamıştır.) gerekçesi ile temyiz edilen kararın 2 ve 3. bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, hükmün diğer bölümlerinin ise 1. bentteki nedenlerle ONANMASINA...) karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda;manevi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden mahkemece önceki kararda direnilmiştir.



TEMYİZ EDEN: Davalı-Karşı davacı vekili



HUKUK GENEL KURULU KARARI



Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 


Dava; karşılıklı boşanma, maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası isteğine ilişkindir.
Davacı-k.davalı vekili, tarafların 1983 yılında evlendiğini, müşterek iki çocuklarının olduğunu, tarafların evliliğinin ilk yıllarının uyum içerisinde geçtiğini ancak 2002 yılından sonra davalının davranışlarında değişiklikler olduğunu, eve ilgisinin azaldığını, kocalık vazifelerini yapmamaya başladığını ve eşini başka bir kadınla aldattığını ileri sürerek 250.000 YTL.manevi, 2.000.000.000 YTL maddi tazminata ve aylık 5.000 YTL yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.



Davalı-k.davacı vekili, müvekkilinin tüm özverilerine rağmen davacının geçimsizlik yarattığını, davacının müvekkilinden maddi menfaat temin etmeye çalıştığını, müvekkilinin başka bir kadınla beraber olduğu iddiasının yerinde olmadığını, davacının maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası isteme hakkı bulunmadığını, malvarlığı ve emekli maaşı olduğunu, davacının dava dilekçesindeki haksız ve gerçek dışı beyanları nedeni ile müvekkilinin güveninin sarsıldığını, müvekkili için ortak yaşamın çekilmez hale geldiğini, boşanma kararı verilmesini, davacının haksız ve yersiz talepleri nedeni ile müvekkilinin uğradığı zararların telafisi için 250.000 YTL. manevi tazminata, 250.000 YTL. maddi tazminata hükmedilmesini, davacının davasının reddine karşı davalarının kabulüne karar verilmesini cevap ve karşı dava dilekçesinde belirtmiştir.



Mahkemenin davacı-karşı davalının açmış olduğu boşanma davasının kabulüne, maddi-manevi tazminat ve nafaka davasının kısmen kabulüne, davalı-karşı davacının açmış olduğu davanın reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmuş, mahkemece” Davacı üst refah seviyesinde yaşarken hiç kusuru olmadan, davalının ağır kusuru nedeni ile bu refah seviyesinden mahrum kaldığı, alıştığı yaşam standardının altında bir duruma düştüğü, sadece sosyal güvenlik kurumundan aldığı emekli maaşı ve aylık 100 YTL civarında bir özel sigorta emekliliği olduğu, kira getiren bir mülkü ve malvarlığı olmadığı” gerekçesi ile manevi tazminat ve nafaka yönünden önceki kararda direnilmiştir.

 


Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık davacı-k.davalı kadın yararına yoksulluk nafakası takdirinin yerinde olup olmadığı, manevi tazminat miktarının ise fazla bulunup bulunmadığı noktalarındadır.

 


4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 175.maddesinde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı açıklanmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1988 gün ve 1998/2-656-688, 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95, 16.05.2007 gün ve 2007/2-275-275 sayılı ilamlarında da kabul edildiği gibi; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir, asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir.

 


Yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile birlikte tarafların sosyal ve ekonomik durumları, yaşam tarzları, evlilik süreleri, evlilik boyunca ve boşanma sonrası oluşacak yaşam düzeyleri birlikte değerlendirilerek takdir edilmelidir.


Her ne kadar davacı kadının SSK’dan 449,76 YTL. yaşlılık aylığı, özel sigortadan yıllık 1.324 YTL.geliri olduğu ve hükmedilen maddi tazminat miktarı gözetildiğinde yoksulluğa düşmeyeceği ileri sürülmüşse de, hükmedilen maddi ve manevi tazminatların hukuksal dayanağı ile yoksulluk nafakasının hukuksal dayanağı birbirinden farklı olup biri diğerinin yerine ikame edilemeyeceği gibi, birini alanın diğerini alamayacağının ileri sürülmesi yasal mevzuat karşısında mümkün görülmemektedir, Ayrıca; davacının davalıya ait evde oturması, davacının her an onu evden çıkarabilecek olması, davacının gelir durumu ile davalının geliri arasında anormal sayılacak bir farkın bulunması, davacının aldığı yaşlılık aylığı ve özel sigorta miktarının davacıyı yoksulluktan kurtarmasının mümkün görünmemesi karşısında, davacıya uygun miktarda yoksulluk nafakası verilmesi gerekmektedir.

 


Manevi tazminat yönünden ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesine göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür.

 


Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilmiş bir telafi şekli olup boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi halinde manevi tazminata hükmedilir.

 


Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik sosyal durumu nazara alınmalıdır.

 


Tüm dosya kapsamından davalı-k.davacı kocanın eşini başka bir kadınla aldattığı sabit olup evlilik birliği bu nedenle sona ermiştir.Davacı-k.davalı kadına boşanmaya neden olan olaylar sebebiyle kusur izafe edilemez. 

 


O halde dosyadaki belgelerden ekonomik durumunun çok iyi olduğu anlaşılan koca aleyhine verilen manevi tazminat miktarı ve davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yerinde olup, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

 


S O N U Ç : Davalı-Karşı Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA 11.03.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 

Maddi tazminat ve yoksulluk nafakası Medeni Kanun madde 176’de dendiği üzere toptan veya irat şeklinde ödenebilir. Manevi tazminat ise ancak toptan ödenebilir. Yardım nafakasının ve ya tazminatların değişmesinin imkanı vardır. ‘’ Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.’’ Bu hükümden anlaşılacağı üzere sadece irat şeklinde ödenebilecek olanlarda bir değişim vardır yani yardım nafakası ve maddi tazminat da bir değişim söz konusudur. Bunların arttırılması için mahkemeye başvurulması gerekmektedir. Arttırma veya azaltma istemini istemde bulunulması kimin lehineyse o yapmalıdır. Nafaka veya maddi tazminatın sona ermesi durumunu Kanunun 176.maddesi açıklamıştır. ‘’ İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.’’ Bu koşullar irat şeklinde ödenmesine karar verilmiş nafaka ve tazminat için geçerlidir. Sermaye şeklinde ödenenler için geçerli değildir. Nafaka veya tazminatın kanunda dediği gibi kendiliğinden sona erdiği durumlarda tarafların mirasçılarına hiçbir hak veya borç geçmez. Bunun yanında ölüm vaktine kadar ödenmesi gereken ancak ödenmeyen bir borç varsa bu istenebilir. Nafaka veya tazminatın sona ermesi de tarafların başvuru yolu ile olur. Tüm tazminat hallerinde ve yoksulluk nafakasında zaman aşımı süresi kanunda söylenmiştir ‘’ Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.’’

Önceki |

Başlık : Boşanmanın Mali Sonuçları
İnceleyen : Av. Tuğsan YILMAZ
Tarih : 21.03.2014
Derece : 5.0
Yorum Yap
Ad Soyad: * E-mail Adres: *
Yorum: *